Anlatacağım hikaye bundan 2 sene önce başımdan geçti. İsmim Hakan. Aslen Ankara’da oturuyorum. 32 yaşındayım. İşlerden dolayı sıkıldığım için dedim ki bir haftalığına Mardin’e kaçayım. Mardin’i çok görmek istiyordum. İş yerinden bir hafta izin alıp ilkbaharda Mardin’e doğru arabayla yola çıktım. Geze geze Mardin’e gidiyordum. Ertesi gün sabah Mardin’e vardım. Çok güzel bir tane butik otel buldum ve oraya yerleştim. Sonra Mardin’i gezmeye başladım. Mardin’in ünlü eski Şehit bölgesinde kalıyordum. Sonra uzaktan başörtülü üstünde mavi bir elbise olan bir kadın çok tanıdık geliyordu. Yanına yaklaştıkça ana, o da ne? Benim halamın kızı Gülsüm’dü. Seslendim, birden arkasına döndü. Beni görünce şok oldu. “Aa Hakan, sen ne yapıyorsun burada?” dedi. Ben de “Tatile geldim bir haftalığına kafa dinlemeye.” dedim. “Sen ne yapıyorsun? Hayırdır?” dedim. O da kız arkadaşlarıyla 5 günlüğüne Mardin’e gelmiş. Gülsüm evliydi. İki tane çocuğu vardı ama yetişkin. Gülsüm 30’ların sonunda, uzun boylu, çakır gözlü, tesettürlü ama çok güzel giyinen seksi bir hatundu. Kuzenime oldu olası hep hastayımdır. Beraber biraz orayı gezdikten sonra arkadaşlarıyla tanıştırdı beni. Hepsine “İşte dayımın oğlu. Burada rastgele karşılaştık.” dedikten sonra Gülsüm ile akşam için sözleşip ayrıldık. Akşam Gülsüm ile beraber dışarı çıkacaktık. Kızlar eşleri pek izin vermediği için çıkamıyormuş. Aslında Gülsüm’e kocası da izin vermezdi ama benimle karşılaştığını söyleyince kamerayla konuşmuştuk. Onu da içi rahatladı. Akşam saat 7 gibi belirlediğimiz noktada Gülsüm ile buluştuk. Gülsüm başında mavi bir eşarp, çok güzel, türbanını kapatmış, üstünde Beyaz bir elbise vardı. Oturup bir şeyler yedik. Sonra onun dediğim sıra gecesi yerine geçtik. Hemen masaya mezeler, sohbetler ve bir de 70’lik rakı söyledim. Gülsüm tesettürlü olduğu için alkol kullanmıyordu. Ama ikide bir keşke ben de içseydim falan demeye başladı. Ben de dedim iç ne olacak. Ya olur mu hem başım örtülü hem de içki içmek ayıp olur dedi. Ben de garsona hemen işaret çaktım. Bir kahve kupası istedim. Garson çaktırmadan getirdi. Garsona hemen 500 lira ateşledim idare et diye. Hemen bir şişe de votka söyledim. Gülsüm’e votka ve pul veriyordum. Gecenin ilerleyen saatlerinde o kadar eğleniyorduk ki gülüyorduk, ediyorduk. Gece saat 1.30’a geliyordu. Gülsüm’ün kafası o kadar iyiydi ki ben bu kafayla otele gidemem dedi. Ben de ona o zaman gel benim otelde kal oda kocaman, kalırız beraber dedim.
O da tamam dedi. Gülsüm’le beraber otele doğru yürüyor. Kafası o kadar iyiydi ki koluma girmişti gülüyorduk, ediyorduk. Ben de ona sarılıyordum. Sonra bir ara sokağa geldik. Ara sokak karanlıktı. Gülsüm biraz korkarcasına daha çok böyle sarılldı bana. Ben de Gülsüm’ün belinden sarıldım. Resmen kalçalarını hissedebiliyordum. Gülsüm’le gülerek otele girdik. Odaya geçtik. Oda kocaman bir oturma odası, kocaman bir yatak odası, içinde hamamı, koskocaman bir terası bütün Mardin ayaklarımızın altındaydı. Odada da bir gün öncesinden kalma yarım şişe viski vardı. Onu da içince Gülsüm iyice coşmaya başladı. Saat 2.30 3’e geliyordu. Gülsüm leş gibi oldum keşke yanımda bir şeyler olsaydı da şu senin hamamın tadını çıkarsaydım dedi. Ama ayakta duracak hali yoktu. Ben de dedim sana benden bir şeyler vereyim geri dolacak dedim. Sonra tamam dedi. Sonra ona uzun bir tişört verdim. Ve hamama hazırladım. Hamama girdi. Üstüne de bir tane peştemal gibi bir şey sarıldı. Yatak odasından çektiğimde saçları açık üstünde peştemal göğüslerini ve kalçalarını zar zor kapatmış. Ben de gülerek o Gülsüm hanım bu güzellik ne dedim. O da teşekkür ederim efendim dedi. İçeri girdi Ya ben bu suyu ayarlayamıyorum, nasıl olacak dedim. Ben de içeri girdiğimde kenarda oturuyordu suyun yanında. Bir iki kere dökünmüş, saçları, vücudu ıslak bir şekilde üstüne peştemal sarılıydı. Resmen beni baştan çıkarmıştı. Benim de üstümde şort ve tişört vardı. Ben de suyu oradaki bölüme doldurup oradan dökülmesi gerektiğini söyledim. O da aman kim uğraşacak buradan şimdi falan derken dedim gel ben ikiye vereyim seni dökeyim sana suyu dedim. O da kafası iyi, iyi hadi bakalım dedi. Göğsüne sadece su dökmeye başladım vücuduna, saçına. Göğsüm de güzelce saçlarını köpürtüyor, yıkıyordu. Sonra bir ara o iri göğüslerinin bir tanesi neredeyse ucu gözüküyordu. Of o kadar dehşet duruyordu ki kendimi zor tutuyordum. Sonra bana göğsüm arkanı dön de kendimi sabunlayayım ondan sonra tekrar dökersin dedi. Ben de sırtımı ona döndüm. Elimde de tas duruyordu. Arkamı döndüğümde tastan resmen göğsünü görebiliyordum, onun göremeyeceği bir açıdan. Bir anda peştemali çıkarıp kenara koydum.
Aman tanrım o iri göğüsleri kaymak gibi epilasyon yaptırdığı amı, muhteşem iri kalçaları taş gibiydi. Göğsüm kendini güzelce sabunluyordu. Sonra bildiğin eline sabun alıp amını güzelce temizledi. Sonra bana dönerek dökebilirsin dedi. Ona karşı döndüğümde peştemali sadece göğüslerine ve aşağıya doğru sarkmış sırtı komple açık duvara doğru dönmüştü. Ben de ona doğru suyu dökmeye başladım. Sonra göğsüm güzelce yıkanırken bir anda elinden peştemal düştü çırılçıplak karşıdayken. Ay falan derken bütün vücudu dehşet gibi duruyordu. Sonra almaya çalışırken ben de dedim dur artık göreceğimi gördüm. Bırak düzgünce su dökeyim dedim. O da utanarak ve içkinin tesiriyle bir şey demedi. Güzelce su dökmeye başladım. Yüzüne, saçlarına, kalçalarına, göğüslerine. Sonra sırtını keseyim bari dedim. O da gülerek hadi “Öyle olsun.” dedi. Sırtını bana döndü. O iri kalçaları taş gibi karşımdaydı. Ben de keseyi alıp güzelce köpürtüp sırtını keselemeye başladım. “Sonra Gülsüm, bunu eşim duysa sanırım beni öldürür.” dedi. Ben de dedim “Bu gece olacak hiçbir şey kimsenin haberi olmayacak tabii ki de. Ayıp ediyorsun.” dedim. Buna gülerek “Öyle olsun.” dedi. Sırtını keseliyordum. Sonra boynuna doğru kese yaparken parmaklarımla da hafiften boynunu okşuyordum. Gülsüm resmen kıvranıyor, dudaklarını ısırıyordu. Sonra sırtından su dökerken poposuna doğru akan yerlere doğru keseyi hafif gitmeye başladım. Gülsüm’de hiç ses yoktu. Kalçalarına doğru kese yapmaya başladım. “Rahatsız oluyorsan bırakabilirim.” dedim. O da “Hayır.” dedi. Sinyali almıştım. Sonra keseyi bırakıp elime şampuan alıp güzelce sırtına masaj yaparak kalçalarına doğru indim. Gülsüm resmen ellerini duvara dayayıp sırtını ve götünü bana daha çok çıkarttı. Bu sefer iyice kalçalarını elimle okşuyor, şampuanlıyordum. Sonra artık elimi güzelce kalçasından aşağıya doğru amına doğru kaydırdım. Gülsüm ilk biraz titredi. Sonra iyice kalçasını dışarı bana doğru çıkarttı.
Güzelce su döktükten sonra yere eğilip Gülsüm’ün amını yalamaya başladım. Gülsüm deli gibi inliyor, götünü şortuna iyice bastırıyordu. O kadar azmıştım ki hem yalıyor hem de iki parmağımı Gülsüm’ün amına sokuyordum. Sonra ayağa kalkıp şortumu çıkardım. Gülsüm yandan beni izliyordu. Koca yarağımı Gülsüm’ün amına bir hamlede geçirdim. O kadar sert sikiyordum ki Gülsüm “İnin, inin.” inliyordu. “Hadi aşkım.” daha sert demeye başladı. Gülsüm’ü sikerken baş parmağımı Gülsüm’ün götüne sokuyordum. Götten sikileceği belliydi. Bir süre sonra yarağımı amından çıkarıp götüne sokmaya başladım. O kadar güzeldi ki koca götü sert bir şekilde devam sikiyordum. Artık gelecektim. Gülsüm’e ömrünün dönmesini söyledim. Yere diz çöküp koca yarağımı ağzına aldı. Deli gibi yalıyordu. Artık gelecektim. Ağzından çıkarıp kafasını geri doğru eğip otuz bir çekmeye başladım. Gülsüm de dilini Çıkardı ve ben o kadar büyük bir iştahla boşalmaya başladım ki göğsünün bütün suratı döllerimle dolmuştu. Onu güzelce temizleyip tekrar yatağa geçtik. Yatakta sabaha kadar evire çevire göğsünü o kadar sert siktim ki sabah uyandığımızda ikimiz de çırılçıplaktık. Birbirimize bakarak gülümsedik. Otelden çıkmadan önce son kez bir daha seviştik. Şimdi her fırsat bulduğumda halı kızı gülsümü sikiyorum.